Kekemelik, hız ve ritmin beklenenden farklı bir biçimde gözlemlenmesi ile birlikte ses, hece, kısmi sözcük ve tek heceli sözcük tekrarları, ses uzatmaları ve/veya blokajlar ile konuşma akışının bozulmasıdır. Aynı zamanda bunlara aşırı gerginlik, çabalama davranışları, kaçma ve kaçınma gibi ikincil davranışlar eşlik edebilmektedir.
"KEKEMELİK YALNIZCA İZOLE BİR KONUŞMA BOZUKLUĞU DEĞİLDİR"
Kekemeliği bütüncül olarak tanımlayabilmemiz için kekemelik tipleri ve ikincil davranışların yanı sıra bilişsel üçgen (duygu, düşünce, davranış) ile olan ilişkisini görebilmemiz önemlidir.
Kısmi Sözcük/Sözcük Tekrarı: Sözcükleri, heceleri veya sesleri tekrarlama şeklinde ortaya çıkar. Örneğin, "ba-ba-ba-baba", "bir bir bir tane", "veya "g-g-gitmek" gibi.
Uzatmalar: Sözcüklerin veya seslerin uzatılarak söylenmesi şeklinde ortaya çıkar. Örneğin, "mmmmmama" veya "ooooookul" gibi.
Blokajlar: Konuşma sırasında ani bir duraksama veya sessizlik şeklinde ortaya çıkar. Bu durumda kişi, bir sesi veya sözcüğü çıkarmak için çaba sarf eder, ancak başaramaz. Bu duraksama bazen göğüs kaslarında veya yüz kaslarında gerginlik olarak da hissedilebilir.
"KEKEMELİK, KEKELEMEMEK İÇİN VERİLEN MÜCADELEDİR."
Kaçınma Davranışları: Kaçınma davranışları kekemeliğe ait temel davranışlardan korunmak için bireyin seçtiği kelime ve durum kaçınmalarını içerebilir.
Örneğin; bireyin kekeleyeceğini hissettiği ortamlara girmemesi, kekeleyeceğini düşündüğü sözcüklerin yerine başka sözcükler kullanması gibi.
Kaçış Davranışları: Kekeleyen bireyin temel davranışları sergilediği sırada bir kelimeden çıkmak için yaptığı bedensel hareketlerdir.
Örneğin: Baş sallama, göz kırpma, çene hareketleri gibi.
Çocuğunuz 3 yaşın altında ve kekemelik başlangıç süresi 3 aydan az ise, bilgilendirme ve aile eğitimi,
Çocuğunuz 4 yaşın altında ve kekemelik başlangıcından sonra 3 ay geçti ise, aile eğitimi ve 3-4 haftada bir takip,
Çocuğunuz 3 yaşından büyük, kekemelik başlangıcından sonra 6 ay geçmiş ve ailede kekemelik öyküsü var ise, değerlendirme ve aile eğitimini de içeren çevresel müdahale,
Çocuğunuz 3 yaşından büyük ve okul çağına yaklaşmış, kekemelik başlangıcından sonra 6 ay geçmiş, ailede kekemelik öyküsü var ve çevresel düzenlemeler ile başarı sağlanamamış ise;
Değerlendirme ve direkt müdahale için mutlaka bir dil ve konuşma terapistine başvurmanız gerekmektedir.
Dil ve Konuşma Terapisti yetkinliğinde,
Kişinin yaş, duygu durumu, farkındalığı gibi bireysel özellikleri içine alan.
Güven çerçevesinde,
Kanıta dayalı uygulama ilkeleri ile,
Danışanının motivasyonunu ve beklentilerini göz ardı etmeden,
Danışanla işbirliği halinde,
Sadece klinikte sınırlı olmayan ve hayatın farklı evrelerini de içeren,
Danışana özel hazırlanan bireysel terapi programı ile terapi süreci yürütülmelidir.
Kekemelikte gözlenebilir olan temel davranışlara müdahale ederken gözlemlenemeyen tarafı olan korku, kaygı, endişe gibi duygular, bu durumla ilgi olumsuz düşünceler ve davranışlara da müdahale edilmelidir. Bu müdahale içinde tüm yaş gruplarında "Bilişsel Davranışçı Terapi" yi de sürece dahil etmek zorunludur.
‘’İnsanları olayların kendisi değil, onları nasıl gördükleri rahatsız eder
(Epictetus, M.S.100)’’
Bu görüş Bilişsel Davranışçı Terapi’nin temelini oluşturur. Yani, insanı inciten ya da ona engel olan şey kişinin kendi düşünceleri, yorumları ya da olaylara verdiği tepkilerdir. İnsan kontrolü dışında gelişen olayları değiştiremez fakat olaya karşı kendi tepkilerini düzenleyebilir (Ellis, 1989)
BDT’ ye göre insanların neler hissettiklerini belirleyen şey olayın kendisi değil, o olaya kişinin kendi zihninde verdiği anlamlardır (Beck, 2001).
Bilişsel davranışçı terapinin temel amacı, daha uygun bilişsel ve davranışsal becerileri geliştirerek öz farkındalığı arttırmak, kendini tanımayı daha iyi hale getirmek, kendini kontrol etmeyi geliştirmektir. BDT, baskın olarak olumsuz, yanlı ve özeleştirel olan işlevsiz düşünceleri ve inanışları tanımlamaya yardım eder. Kendini izleme, eğitim, deney yapma ve test etme; bu düşüncelerin ve inanışların daha olumlu, dengeli ve işlevsel bilişlerle yer değiştirmeleriyle sonuçlanır (Leahy, 2003).
Günümüze kadar yapılan klinik çalışmalarda bilişsel davranışçı terapinin kekemelik üzerindeki etkisi incelenmiş olup yapılan ön ve son değerlendirme sonuçlarına göre bilişsel davranışçı terapinin kekemelik üzerinde anlamlı düzeyde etki ettiği görülmüştür.
Kekemeliğin, insanların yaşamları üzerindeki genel etkisinin, gözlemlenebilir konuşma akıcısızlarından çok daha fazlası olduğunun altını çizmek gerekir. Terapi sürecinde özellikle kekemeliğin daha az gözlemlenebilir olan bileşenlerini (bireyin kekemelik hakkında ki inançları ve duyguları ,kekemeliğin bireyin hayatı üzerinde ki etkisi..) görebilmek ve tedavi edebilmek için bilişsel davranışçı terapiyi sürece dahil etmek zorunluluktur.
Kekemelik, sinirli veya zayıf iradeye sahip insanların sorunudur: Kekemelik, sinirli veya zayıf iradeye sahip insanların sorunu değildir. Kekemelik, karmaşık bir konuşma bozukluğu olup genellikle çeşitli faktörlerin birleşimi sonucunda ortaya çıkar.
Kekemelik, stres veya heyecandan kaynaklanır: Stres veya heyecan, kekemelik belirtilerini artırabilir, ancak kekemelik sadece stres veya heyecan kaynaklı bir sorun değildir. Kekemelik, genetik yatkınlık, beyin işleyişi, dil gelişimi ve iletişim becerileri gibi çeşitli faktörlerin etkileşimiyle ilişkilidir.
Kekemelik, düşük zeka seviyesiyle ilişkilidir: Kekemelik, zeka seviyesiyle ilişkili değildir. Kekemelik, herhangi bir zeka düzeyine sahip bireylerde ortaya çıkabilir.
Kekemeliğin tek çözümü, hızlı konuşmayı denemektir: Hızlı konuşmak, kekemeliği çözecek bir çözüm değildir. Aslında, hızlı konuşmak, kekemelik belirtilerini artırabilir. Kekemelik tedavisinde, konuşma ritmi, nefes kontrolü, gevşeme teknikleri ve konuşma stratejileri gibi daha etkili yöntemler kullanılır.
Kekemelik, büyüdükçe kendiliğinden geçer: Kekemelik, bazı çocuklarda kendiliğinden geçebilir, ancak her zaman böyle olmaz. Erken müdahale ve uygun terapi yöntemleri ile kekemelik belirtileri önemli ölçüde azaltılabilir.